• bugün neye üzüldün

    20.
    güne başlamadan önce uyandığımızda gün içerisinde neler yaşayacağımızın ufak bir önizlemesini görüntüleyebilseydik keşke...

    okumayı yazmayı öğrendiğimden beri sevincimi de üzüntümü de yazarak dışa vurdum hep ve bugün de kayda değer bir üzüntüm var. o yüzden en iyi bildiğim şeyi yapacağım; yazmak

    her zamanki gibi bir gün. uyanıp kahvaltı, sigara, çay. annem baba tarafından akrabalarımızı akşam yemeğine davet etmişti bir kaç gün önce. yemekleri hazırlıyoruz beraber. akşam üstü misafirlerimizi beklerken bir haber alıyoruz. annemin babası, yani dedem alışveriş için gittiği markette kalp krizi geçiriyor ve hastaneye kaldırılıyor. kaldırıldığı hastaneden başka bir yere sevk edileceğini öğreniyoruz. farklı şehirlerdeyiz, babam ve annem yanına gitmek için hazırlık yaparken ikinci haberi alıyoruz. bu seferki haber acı... dedemin kalbi dayanamıyor ve hayatını kaybediyor...

    birazdan misafirlerimiz gelecek evimize. anneme dönüp misafirlere söyleyelim gelmesinler diyorum, annem “misafirimiz onlar, gelsinler başımızın üstünde yerleri var” diyor ve devam ediyor “misafirlerimiz yemeklerini yiyip sofradan kalkmadan babamın vefat ettiğini söylemeyin sakın, yemekleri boğazına dizilmesin...” şaşkınlıkla annemin metanetine bakıyoruz. ağlıyor sessizce... misafirlerimiz geliyor ve annemin istediği gibi, cenazemiz olduğunu onlar yemeğini bitirmeden söylemiyoruz. yemekleri bittikten sonra söylüyor babam... annem yeniden sessizce akıtıyor gözlerindeki yaşı...

    45 senelik evliliklerinin üzerine onu terkedip giden anneannemi bekleyerek, özleyerek ayrıldı aramızdan dedem. onun hasretiyle, bugün yarın dönecek ümidiyle uyuyup uyandı her yeni güne. 10 senedir kopkoyu bir yalnızlıkla yaşadığı evine, bugün ölü bedeni gelecek dedemin...

    evden markete gitmek için çıkarken geri dönmeyeceğinden habersizdi. son okuduğu kitap sehpasında, kahvaltıda içtiği çayın bardağı mutfak tezgahında, üzerinden çıkardığı pijamaları yatağının üzerinde, içip söndürdüğü sigarasının izmaritleri kül tablasında duruyor öylece şimdi... evi yalnızlık ve tütün kokuyor...

    hoşçakal dede. seninle mutfak masasına oturup bir fincan türk kahvesi ile ettiğimiz sohbetleri çok özleyeceğim. kahven bitince fal kapatıp “kızım şu falıma bir bak bakalım, anneannen geri dönecek mi bana?” demeni ise hiç unutmayacağım...

    70 seneden fazlasını devirdiğin bu dünyada anlatacak hep bir hikayen, verecek hep bir öğüdün vardı. iyi ve ahlaklı bir insan olmayı her şeyden çok önemsedin biliyorum. boğazından haram lokma geçmedi hiç. kalp kırmadan, hiç kimseye zarar vermeden yaşayıp uçup gittin bu dünyadan... geride bıraktığın herkesin gözü yaşlı... hoşçakal dedem. yattığın yer nur olsun.
    13 -2 ... doremifa
  • 2019 yılı

    46.
    Hosgelmistir.

    Kalifiye bir ruh hastası olarak yeni yıl dileğim çiğnenebilir ve çilek aromalı antidepresanlar üretilsin. Şekli de ayıcıklı olsun. Böyle motivasyonlara ihtiyacımız var.

    He bi de adettendir, Mutlu yıllar.
    2 ... doremifa
  • 2018 sende ne bıraktı

    10.
    Kalıcı hasar.
    1 ... doremifa
  • bazı yazarlar için alternatif uygulama önerileri

    1.
    Gelip burada “hayali” rakamlarla kaç kız hoplattığından bahseden. memelerden, cinsellikten başka iki kelam edemeyen, sözlüğün çıtasını düşüren bebeler için alternatif uygulamalardır. Ben başlıyorum devamını getirin, gidip çiftleşsinler şu sözlüğü bi salsınlar artık.

    (bkz: tinder)

    Edit: yallah tindera
    1 -1 ... doremifa
  • öğrenci evi anıları

    25.
    Şu troll’leri pistten alabilir miyiz artık sayın zall?

    Neyse konuya gelelim;
    Bir sürü anı var ama hazır yeni yıla girecekken bunu anlatayım. 4 kız kaldığımız hap kadar evimizde yılbaşı için çerez kola alcak bile paramız yoktu. Biz de dedik bi iki tane cips alalım. Aldığımız Cipsin içinden 50 çıtır para çıkmıştı. insanlık için Küçük ama bizim için büyük bi mutluluk yaşamıştık o gün. Aysti şeftali bile almıştık.
    3 -1 ... doremifa
  • girişi en güzel rock ve metal parçalar

    23.
    (bkz: soldier of fortune)

    Aglamakli.
    ... doremifa
  • ilkokuldan akılda kalanlar

    995.
    ilkokul 1. Artık sistematik bir şekilde ödev yapmaktan sıkılmıştım. Öğretmen her gün defterimize o günün ödevini yazıyor, evde annemle babamın gözetiminde ellerim acıya acıya ödev yapıyorum. Artık ne darlandıysam öğretmenin defterime yazdığı “1 sayfa r harfi yazılacak” yazısının bulunduğu sayfayı komple yırttım. Gururluydum. O akşam ödev yapmayacaktım. Öğretmen sayfayı yırttığımı görüp kulağımı çekmişti. Ve defterime “3 sayfa r harfi yazılacak” diye not düşmüştü... bütün sınıfın 1 sayfa yaptığı ödevi ben 3 sayfa yazmıştım. Hala da sevmem r harfini.
    4 -1 ... doremifa
  • eski sevgiliye mektup

    48.
    Canım.

    Sabahları uyandığımda izmirin hava durumuna bakıyorum hep. Güneşli günleri seviyorsun, izmirde hava bu aralar güneşli gidiyor. Sen yemyeşil gözlerini gökyüzüne dikip uzun uzun seyrediyorsun biliyorum. Bir yerlerde hala en güzel sen gülüyorsun...

    6 aydan fazla oldu sen gideli. Hala sen kokuyor bütün şehir, bütün yüzler seni anımsatıyor izlemekten alıkoyamıyorum kendimi. Sokağa çıkıyorum evimin köşesindeki kafede seninle son defa karşılaştığımız gün canlanıyor gözümde, biraz ilerlediğimde beni arabanın içinde beklediğin yer var. Daha ileride birlikte ilk kez kahve içtiğimiz yer, hemen karşısında sabah kahvaltı hazırlamaya üşenip geldiğimiz tostçu. Evden çıktığımda seni hatırlatan yerler buralar... her yerde senden bi hatıra var, keşke bu kadar anı biriktirmeseydik...

    Bazen sesini unutur gibi oluyorum. Hemen videolarını açıp izliyorum. Hani şu sana mantarlı tavuk yaptığımda sen yemeğini yerken gizlice kaydettiğim video var ya, “hayır bebeğim, bu gayet de güzel olmuş, hatta domatesi fazla koymuşsun ya..” diyorsun videoda, sonra videoya aldığımı farkedip gülümsemeye başlıyorsun. O videonun sonundaki gülüşünü çok özledim... bana yine öyle bakmanı her şeyden çok özledim.

    Son konuşmamızda
    Bir sevgilim var demiştin. Beni rahatsız etme diye de devam etmiştin... hala yutkunamıyorum hatırladıkça. Bir gün beni özlersen, bunu ben de bileyim olur mu? Xs xl’ı özledi çünkü...
    4 ... doremifa
  • sözlük yazarlarının söylemek istedikleri

    19400.
    Selam sözlük.

    Yıkık entrylerimden sonra hayatımı yoluna sokan bi gelişmeyi not edeceğim buraya. Hep kötü anılarımı biriktirmişim sözlükte, artık güzel bir şeyler yazmalı. Bu gelişme ilk olsun, son olmasın...

    Aylardır iletişimde olduğum bir şirkette staj yapmaya hak kazandım.cv’mi incelemiş ve benimle çalışmayı uygun görmüşler. italyaya gidiyorum sözlük, dev bir tekstil fabrikasının stajyer makine mühendisi olarak kariyerime başlayacak olmanın haklı gururuyla kapatıyorum günü.

    Siz bunları okurken ben italya için bilet bakıyor olacağım. Sevgiler.
    6 ... doremifa
  • ben bu yazıyı öylesine yazdım

    2667.
    Haziranın biri, ikibinonsekiz.

    tıp fakültesi hastanesi ruh ve sinir hastalıkları yataklı servislerinde ilk günüm. Kaç saat önce buraya yatırıldım, Neden buradayım, nasıl çıkacağım, bu ilaçların adı ne diye düşünüp duruyorum. ilaçların etkisinden dolayı baygın haldeyim, saatlerdir sigara içmediğim için sigara içmek istiyorum. Serumum çok yavaş akıyor ve bitmesine çok var. Sendeleyerek ayağa kalkıyorum, serum askısından güç alarak sigara içme odasına doğru gidiyorum. Koridordaki hemşire bir şeyler söylüyor, beynimin içinde kıvrılıyor hemşirenin cırtlak sesi. Yanından geçip gidiyorum... Sigara içme odasında bir hasta daha var, 30-35 yaşlarında bir kadın. Kolunda damaryolu var onun da, refakatçi değil de hasta olduğunu anlıyorum. Aklıma Doktorumun “diğer hastalarla iletişime girme” diye üstüne basa basa söylemesi geliyor. Kadına bakıp iyi akşamlar diyip sigaramı yakıyorum. Gülümsüyor kadın. Yüzündeki gülümsemenin adını “yorgun gülümseme” koyuyorum içimden... “sen yeni mi geldin” diyor, evet diyorum. Konuşmayı kısa tutmaya çalışıyorum, doktorun söylediği gibi. Sigarasını sakin sakin içerken dışarıyı seyrediyor kadın, kollarında morluklar var ama beceriksiz hemşirelerin damar yolu açarken bıraktığı izlerdir diye düşünüyorum bu morlukları. Sigarasını bitirip gidiyor kadın...

    Ertesi gün yeniden karşılaşıyoruz. Yine ayaküstü bi selamlaşma, devamı yok. Tıpkı doktorun söylediği gibi.

    Bir sonraki gün sigara içme odasının ışığı kapalı içeriden havalandırma sesinin bastırdığı bir ağlama sesi geliyor belli belirsiz. Zaten ruh halim iyi değil odama döneyim diyorum kendi kendime, yapamıyorum. Işığı açıp odaya giriyorum. O kadın orada hıçkıra hıçkıra ağlıyor. O an doktorun “diğer hastalarla iletişime girme” cümlesi tüm hükmünü kaybediyor bende. Ablanın yanına oturuyorum. Ağlayan birine ne denir ki, bakıyorum öylece. O abla hala unutmadığım titrek sesiyle anlatmaya başlıyor. ikinci evliliğini internetten tanıştığı bi adamla yapıp onun yanına yerleşmiş, bu lanet şehre. Ani bir kararla evlenip hayatlarını birleştirmişler. En başta her şey öyle güzelmiş ki, sevildiğini hissettiği için dünyanın en mutlu insanı olmuş. Mutluluğu uzun sürmemiş, önce psikolojik ve sonra da fiziksel şiddete başlamış sevdiği inandığı adam. Kolundaki morluklar için hemşirenin günahını almışım yani, bir hayvan oğlu hayvanın eseriymiş o morluklar... abla anlatıyor, ben gözümü kırpmadan dinliyorum onu. Çocuklarını göremediğini, onlarla görüşmesine izin vermediğini, bankadaki tüm parasını alıp abuk sabuk yerlerde harcadığını, üzerine kuma getireceğini ve tüm bunları zorbayla kabul ettirdiğini anlatıyor abla. Bu noktaya kadar sakince dinliyorum konuşmasını. Abla birden bire başörtüsünü açıyor. Saçları kısacık ve özensizce kesilmiş. Bak diyor, “saçlarımdan tutup kafamı duvara vurmasın diye saçlarımı kestim”... ezilip kalıyorum bu cümleyi duyunca. içimde bir yangın yanmaya başlıyor. içim sızlıyor bir kadının saçlarına kıyma sebebini öğrendiğimde... bu konuşma ne yazık ki aynı seyirde devam ediyor. Abla anlattıkça rahatlıyor, bense iyi bir dinleyici olup ona destek vermiş oluyorum... hemşire gelip ilaç saati, odanıza dönün diyor ve gidiyoruz...

    Ertesi gün uyanıyorum ve odanın dışından polis telsizi sesleri geliyor. Çıkıp bakıyorum bir sessizlik var koridorda. O ablanın odasının kapısı açık ama onu göremiyorum. Ne oldu diye soruyorum ama polisler oralı olmuyorlar. Hemşireye gidiyorum ne oldu, o abla nerede diyorum cevap yok... bir başka hasta yaklaşıp kısık sesle anlatıyor durumu, o ablanın ruh hastası kocası servise girmiş. Kadına yine zarar vermeye çalışmış. Polisler o ablayı buradan başka bir hastaneye götürmüşler. Oh be en azından ölmemiş diye seviniyor, onun adına üzülüyorum...

    Biz hassas insanlara, art niyetli ve kötü insanlardan zarar görmekten psikolojimiz bozuldu diye türlü türlü tanılar konuluyor. Ama asıl hasta olanlar onlar... kimse bilmiyor. Kenarından geçip gidiyoruz hayatların, filmlerde gördüklerimizden daha büyük dramlar izliyoruz bazen... umarım iyisindir abla. Saçların uzamıştır ve o lanet adam hayatından defolup gitmiştir umarım.
    5 -1 ... doremifa
  • en sevdiğiniz tanrıça

    18.
    (bkz: eirene)
    Yunan mitolojisinde barış tanrıçasıdır.
    ... doremifa
  • çok kişinin bilmediği muhteşem şarkılar

    31.
    Within temptation-lost

    “Help me, I'm buried alive”
    ... doremifa
  • gecenin tek cümlelik özeti

    2001.
    Yalnızlık yazdırır, ama her zaman güzel değil bu çünkü o şiirleri doğuran yalnızlık, şairleri öldürür
    1 ... doremifa
  • uyandıktan sonra yakılan ilk sigara

    25.
    içip bitirme süresiyle ilgili ciddi izafiyet problemi yaşatır. Sanki uyandıktan sonra ilk yakılan sigara gün içinde içilenlerden daha hızlı bitiyor.
    1 ... doremifa
  • aldığınız en güzel hediye

    41.
    2018’in 8 mart günü, kadınlar günü olduğu için iş yerinde bütün arkadaşlarıma eşlerinden-sevgililerinden çiçekler geliyor. Üzerinde kısa samimiyetsiz notlar, kıskanıyor muyum bana gelmediği için acaba diye düşünüyorum ama hayır. Ölü çiçekleri sevmiyorum sadece. Yaşatmayı, yaşarken sevgi vermeyi daha çok seviyorum. Ölü bir çiçek buketiyle mutlu olmayı beceremiyorum ben onlar gibi, saksıdaki çiçeklere su verip onlarla konuşmak çok daha gerçekci bir sevinç gibi geliyor bana...

    Mesai bitiyor. Erkek arkadaşımla henüz yeni tanıştık, ondan bi kutlama pek de beklemiyorum. Ama içim içimi yiyor birileri kadınlar günümü kutlasın istiyorum...

    Erkek arkadaşımla akşam yemeği için sözleşiyoruz, iş çıkışıma geliyor. Eve geçip yemeğe başlıyoruz ama benim aklım hala kadınlar günü kutlamasında. istediğim bir çift söz, fazlası değil... erkek arkadaşım Birden kalkıp gidiyor, elinde bi poşetle geri geliyor. Poşeti bana uzatmasını beklerken karşıma oturup elimi tutuyor ve şunları söylüyor: “bundan bi kaç sene önce, annem ve ablamlarla avmye gezmeye gitmiştik, üç kadınla alışverişe çıkma hatasına düşmüştüm” (bir yandan gülüyor, ben bu konuşma nereye gidecek diye heyecanla bir sonraki cümlesini bekliyorum) devam ediyor... “bir sürü mağaza gezdik, artık tabak bardak çatal görmek istemiyordum. Sonra bu kedili kupaları buldum çok beğendim. ikisi birlikte satılıyordu, alsam diğerini hediye edebileceğim kimse yoktu. Ama o kupaları aldım. Hayatımın geri kalanında her sabah birlikte çayımızı her akşam birlikte kahvemizi içeceğimiz kıza saklıcam bu hediyeyi diye rezerve ettim. 3 yıldır sahibini bekleyen bu kupa senin, kadınlar günün kutlu olsun”

    Bu konuşmanın üzerine teşekkür etmek yerine sıkıca sarıldığımı hatırlıyorum.

    Ben o gün sadece üzerinde rengarenk kedi resimleri olan şahane bir kupa değil, dünyanın en güzel kalbini hediye almıştım...

    O güzel hikayeden geriye bir pazar kahvaltısında çektiğim bu resim kaldı sadece..

    aldığınız en güzel hediye
    15 -4 ... doremifa
  • sözlük yazarlarının aldığı iltifatlar

    1133.
    iltifat mı tam bilemiyorum, ama duyduğum en güzel şeylerden biriydi bu

    “O kadar çok renge sahipsin ki seninle bi ömür geçirsem bir gün bile canım sıkılmaz”
    3 ... doremifa
  • kitap alıntıları

    3675.
    Yüzyıllardır oynanmasına rağmen hiçbir seyirci sahneye fırlayıp Romeo'nun zehirli iksiri içmesine engel olmamıştır. Sonunda geminin batacağı bilindiği halde Titanic defalarca izlenmiştir. Bitecektir korkusuyla aşktan kaçarsan hayattan hiçbir tat alamazsın. Çünkü Romeo ölmeli, Titanic batmalı, ama aşk her şeye rağmen yaşanmalı.
    2 ... doremifa
  • herkesin bilmediği şeyler

    12.
    Stefan Zweig ve eşi uyku ilacı içerek intihar etmişler, ve Zweig şu notu bırakmış:

    "Artık güneşin doğmasını bekleyecek gücüm kalmadı ama siz yeni doğacak güneşi mutlaka bekleyiniz."
    4 ... doremifa
  • en sevdiğiniz ingilizce cümle

    244.
    Let the cat out of the bag.
    2 ... doremifa
  • sözlük yazarlarının başından geçen komik olaylar

    5.
    B12 eksikliğimden dolayı b12 takviyesi ilaca başlamıştım. ilacı 3 haftadır kullanmayı unutmuşum. hastalık-semptom uyumuna bakar mısınız?
    4 ... doremifa
  • yeni şeyler getiriyorum